Giriş:

Sınıf disiplinini sağlamada sınıf ve branş öğretmenleri arasındaki farklılıkları ölçmek amacıyla anket uygulamalı bir çalışma hazırlandı. Çalışmanın amacına uygun bir anket hazırlanarak bu anketi; 20 sınıf öğretmeni, 20 branş öğretmeni olmak üzere kırk öğretmene uygulandı.

Yöntem:

Anketi oluşturan on iki soru bulunmaktadır. Bu sorulardan bir tanesi bağımsız değişkeni oluşturmaktadır. Bağımsız değişkenimize göre değişecek olan bağımlı değişkenleri oluşturan on bir soru bulunmaktadır. Bağımsız değişkeni ankete katılanların sınıf ya da branş öğretmeni olduklarını belirlemektedir. Bağımlı değişkenler ise; sınıf ya da branş öğretmenlerinin sınıf disiplinini sağlamak amacıyla gösterdikleri tutum ve davranışlardaki değişiklikleri ölçmek için hazırlanmıştır.

Bağımlı değişkenleri oluşturan on bir soruyu hazırlamak için sınıf yönetimi ile ilgili yayımlanmış yazılar taranmıştır. Daha sonra bu yazılardan derlenen sınıf disiplinini sağlamada ana çizgiler etrafında sorular oluşturulmuştur.

Sorular genel olarak; öğretmenin öğrenciyi nasıl değerlendirdiği, öğrenciyi bireysel olarak yeterince tanıyıp tanımadığı, gelişim özellikleri açısından öğrencileri gözlemleyebilme yeteneği, onlarla empatik ilişkiye girip giremediği, sorunlu davranışı ve bunun gerçek nedenini belirleyebilme becerisi, sorulu davranış karşısında takındığı tavır dolayısıyla iletişime geçtiği ilk kişi ya da kişiler, öğrenmeye ve sorunlu davranışı ortadan kaldırmaya yönelik olarak ödül ve cezaya bakış açısı, öğrencilerine karşı kaba kuvvet kullanıp kullanmadığı vb. konularda öğretmenlerin tutum ve davranışlarını belirlemek amacıyla hazırlanmıştır.

Bağımlı ve bağımsız değişkenler olmak üzere iki gruba ayırabilecek sorulardan oluşan anketi, sınırlı olmakla birlikte çalışmanın amacına göre yeter sayıda olduğunu düşünülen öğretmenlere uygulandı. Anketlerden elde edilen veriler gerekli işlemlerden geçirdikten sonra frekans ve çapraz tablolar şeklinde düzenledi. Elde edilen sonuçlar tablolarda yüzdelik dilimler şeklinde ifade edilmiştir.

Bu yüzdelik dilimlerde sınıf ve branş öğretmenlerinin sınıf disiplinini sağlarken ortaya koydukları farklılıklar belirtilmeye çalışılmıştır.

Anket Çalışmasından Elde Edilen Bulgular:

Sınıf içinde disiplini sağlamada branş öğretmenleri ve sınıf  öğretmenleri arasındaki farklılıkları ölçmeye yönelik olarak hazırlanan anket Malatya İli’ne bağlı Battalgazi İlçesi’nde bulunan Ali Fevzi Ağan ve Ata İlköğretim Okulları’nda görev yapmakta olan sınıf ve branş öğretmenlerine uygulanmıştır. Anketlerden elde edilen sonuçlar aşağıdaki çizelgelerde belirtilmiştir:

Çizelge 1.

Çizelgeden de anlaşıldığı gibi anket çalışmasına katılan öğretmenlerin 20’si sınıf, 20’si branş öğretmeninden oluşmaktadır. Bunların yüzdelik dağılımı ise %50 sınıf, %50 branş öğretmeni şeklindedir.

Çizelge 2

Öğretmenin gözünde öğrencinin nasıl değerlendirildiğini ölçmeyi amaçlayan bu sorudan şu sonuçlar elde edilmiştir:

Ankete katılan sınıf öğretmenlerinin %2.5’i” öğrenci toplumsal hayattan soyutlanmış sadece okulda kendisine verilenleri öğrenmekle yükümlüdür” ifadesine “katılıyorum” cevabını %47.5’i ise “katılmıyorum” cevabını vermiştir.

Ankete katılan branş öğretmenlerinin %10’u “katılıyorum”, %40’ı ise “katılmıyorum” şeklinde cevap vermişlerdir.

Bu sonuçlara bakarak gerek sınıf öğretmenlerinin gerekse branş öğretmenlerinin çoğunluğunun öğrencileri toplumsal hayatın bütünü içinde tanımladıklarını görmekteyiz. Bu açıdan bakıldığında sınıf öğretmenleri %47.5 dilimiyle branş öğretmenlerine oranla daha olumlu bir tavır sergilemektedirler.

Çizelge 3

“Öğrencilerinizle okul dışında kültürel, sportif vb. konularda diyalog kuruyor musunuz?” sorusuna öğretmenlerimizin verdikleri yanıtların yüzdelik dilimleri şu şekildedir:

Ankete katılan sınıf öğretmenlerinin %20’si “sık sık”, %30’u” ara sıra” şeklinde cevap vermişlerdir.

Branş öğretmenlerinin %17.5’i “sık sık”, %32.5’i “ara sıra” seçeneklerini işaretlemişlerdir.

Elde edilen yüzdelerden de anlaşılacağı gibi ankete katılan tüm öğretmenlerimiz çoğunlukla öğrencileriyle okul dışı konular hakkında ara sıra diyalog kuruyorlar. Ancak sınıf öğretmenleri %20’lik dilimle branş öğretmenlerine oranla daha fazla diyalog kurmaktadır.

Çizelge 4

Sınıfta yoğunluk,süreklilik ve yaygınlık gösteren sorunların çözümüne yönelik olarak öğretmenlerin ilk diyalog kurdukları kişileri belirlemeye yönelik olarak hazırlanan bu sorudan elde edilen sonuçlar şu şekildedir:

Sınıf öğretmenlerinin %15’i “sorunlu öğrenci ve ailesi”, %5’i “öğretmen arkadaşlarım”, %30’u “rehber öğretmen” cevabını vermişlerdir.

Branş öğretmenlerinin %10’u “sorunlu öğrenci ve ailesi”, %15’i “öğretmen arkadaşlarım”, %25’i rehber öğretmen” cevabını vermişlerdir.

Elde edilen sonuçlara göre sınıf ve branş öğretmenleri “sorunlu öğrenci ve ailesi” cevabını aynı oranlarda vermişlerdir. Bununla birlikte gerek sınıf gerekse branş öğretmenleri sorunlu bir durumda çoğunlukla rehber öğretmene başvurmaktadırlar. Bu konuda aralarında önemli bir fark bulunmamaktadır. Ancak yüzdelik sonuçlarda da açık bir şekilde görüldüğü üzere branş öğretmenleri sorunlu bir davranış karşısında sınıf öğretmenlerine göre daha yüksek bir yüzdelik oranla öğretmen arkadaşlarıyla diyalog kuruyorlar. Bunun nedeni sınıf öğretmenlerinin bir sınıfın bütün derslerine kendilerinin girmelerine karşılık branş öğretmenlerinin farklı farklı sınıflara girmeleri olabilir. Böylece sınıf öğretmenleri girdikleri sınıftaki öğrencilerini daha iyi tanıyabilmekte buna karşılık branş öğretmenlerinin bu şansı azalmaktadır. Bu da branş öğretmenlerinin bu gibi durumlarda birbirlerine daha çok danışmaları durumunu ortaya koyabilmektedir.

Çizelge 5

“Öğrencilerinizi bireysel olarak yeterince tanıdığınızı düşünüyor musunuz?” sorusuna öğretmenlerimizin verdiği cevaplar şu şekildedir:

Ankete katılan sınıf öğretmenlerinin %20’si “tanıyorum”, %27.5’i “kısmen tanıyorum”, %2.5’i  “tanımıyorum” yanıtını vermişlerdir.

Ankete katılan branş öğretmenlerinin %10’u  “tanıyorum”, %32.5’i “kısmen tanıyorum”, %7.5’i “tanımıyorum” yanıtını vermişlerdir.

Elde edilen sonuçlardan da anlaşılacağı üzere sınıf öğretmenleri branş öğretmenlerine oranla öğrencilerini daha çok tanıdıklarını ifade etmektedirler.

Çizelge 6

“Sınıfta oluşan istenmeyen davranışları önlemek için öğretmenlerin en çok kullandıkları stratejileri belirlemek” amacıyla hazırlanan bu soruya öğretmenlerin verdikleri cevap şu şekildedir:

Sınıf öğretmenlerinin %17.5’i  “göz teması”, %12.5’i “genel sözlü uyarı”, %17.5’i” doğru davranışı gösterme”, %2.5’i “fiziksel müdahale” stratejilerini kullanmaktadırlar .Ankete katılan sınıf öğretmenlerinden hiçbiri “soru sorma” stratejisini kullanmamaktadır.

Branş öğretmenlerinin %7.5’i ”göz teması”, %7.5’i “genel sözlü uyarı”, %7.5’i ”soru sorma”, %25’i”doğru davranışı gösterme” %2.5İ”fiziksel müdahale” stratejilerini kullanmışlardır.

Bu sonuçlara bakarak gerek sınıf gerekse branş öğretmenlerinin ”fiziksel müdahale” stratejisini eşit ve %2.5 gibi çok az bir oranda kullandıklarını görmekteyiz. Sınıf öğretmenlerinin en çok kullandıkları stratejiler %17.5’er oranlarla “göz teması” ve “doğru davranışı gösterme”dir. Branş öğretmenlerinin ise %25 oranla ”doğru davranışı gösterme” stratejisi olduğu görülmektedir.

Çizelge 7

“Öğretmenlik hayatınız boyunca öğrencilerinize kaba kuvvet kullandığınız oldu mu?” sorusuna ankete katılan öğretmenlerin verdiği cevaplar şu şekildedir:

Sınıf öğretmenlerinin %7.5’i”evet”, %42.5’i”hayır” cevabını vermişlerdir.

Branş öğretmenlerinin %10’u”evet”, %40’ı”hayır” cevabını vermişlerdir.

Elde edilen yüzdelik dilimlere bakacak olursak;sınıf ve branş öğretmenlerinin büyük bir çoğunluğu öğrencilerine karşı kaba kuvvet kullanmamaktadır. Bununla birlikte branş öğretmenleri %10 dilimiyle sınıf öğretmenlerine oranla daha çok kaba kuvvet kullanmaktadırlar.

Çizelge 8

”Öğretmenler sınıf içerisinde öğrencilerin sorunlu davranışları ile ilgili görüş bildirmeleri engellemelidir” ifadesine katılıyor musunuz?sorusuna öğretmenlerin verdikleri cevaplar şu şekildedir.

Sınıf öğretmenlerinin %2.5’i”katılıyorum”, %47.5’i “katılmıyorum” cevabını vermişlerdir. Branş öğretmenlerinin %2.5’i “kısmen katılıyorum”, ”47.5’i”katılmıyorum” cevabını vermişlerdir.

Bu yüzdelik dilimlere bakacak olursak sınıf ve branş öğretmenleri %47.5’er oranla öğrencilerin sorunlu davranış hakkında görüşlerini bildirmelerine izin vermektedirler. Bununla birlikte branş öğretmenleri %2.5’lik oranla “kısmen katılıyorum” cevabını vererek sınıf öğretmenlerine oranla daha esnek bir tutum sergilemektedirler.

Çizelge 9

“Sınıfta yaşana disiplin sorunlarının en çok hangi nedenden dolayı ortaya çıktığını” ölçmeye yarayan bu soruya verilen cevaplar şu şekildedir:

Sınıf öğretmenlerinin %2.5’i “aile ile ilgili sorunlar”, %7.5’i “derse ilgisizlik”, %25’i “öğrencinin sosyo-kültürel,ekonomik çevresi”, %12.5’i “gelişim dönemine özgü psikolojik sorunlar”, %2.5!i “öğretmenin derste yetersizliği ve hazırlıksız olması” cevaplarını vermişlerdir.

Branş öğretmenlerinin %2.5’i “ailesiyle ilgili sorunlar”, %20’si “öğrencinin sosyo-ekonomik,kültürel çevresi”, %22.5’i “gelişim dönemine özgü sorunlar”, %5’i “öğretmenin derste yetersizliği ve hazırlıksız olması” şeklinde cevaplamışlardır.

Bu sonuçlara göre; sınıf öğretmenlerine göre sorunların en önemli nedeni “öğrencini sosyo-ekonomik,kültürel çevresi”dir. Bu cevabı vermeleri okulun Malatya İli’ne bağlı olan Orduzu Belediyesi’nde bulunmasından kaynaklanıyor olabilir. Bununla birlikte branş öğretmenlerine göre en önemli neden %22.5 oranla “gelişim dönemine özgü psikolojik sorunlar”dır. Bunu küçük bir farkla %20 dilimle “öğrencinim sosyo-ekonomik,kültürel çevresi” cevabı takip etmektedir. Bu yanıt bir bakıma sınıf öğretmenlerinin cevabını destekler niteliktedir. Çünkü anketin yapıldığı okulların bulunduğu bölgenin kırsal bir nitelik göstermesi burada yaşayan öğrencilerin çevrenin şartlarından kaynaklanan nedenlere bağlı olarak birtakım sorunları sınıf ortamına taşımalarına neden olabilmektedir.

Çizelge 10

“Ceza her olumsuz davranışta vazgeçilmez bir unsurdur” ifadesine katılıyor musunuz? Sorusuna verilen yanıtlar yukarıdaki tabloda şu şekilde belirtilmiştir:

Sınıf öğretmenlerinin %7.5’i “katılıyorum”, %27.5’i “kısmen katılıyorum” %15’i “katılmıyorum”  yanıtını vermişlerdir.

Branş öğretmenlerinin %12.5’i “katılıyorum”, %12.5’i “kısmen katılıyorum”, %25’i “katılmıyorum” yanıtını vermişlerdir.

Elde edilen sonuçlara göre; sınıf öğretmenleri branş öğretmenlerine oranla cezanın olumsuz davranışlarda kısmen önemli olduğunu düşünüyorlar. Ancak biraz önce de belirtildiği gibi sınıf öğretmenlerinin %27.5’i “kısmen katılıyorum” cevabını vererek cezanın olumsuz davranışta vazgeçilmezliği ile ilgili esnek bir tutum sergilemektedirler. Bu cevapla ortaya çıkan durum; cezanın her olumsuz davranışta mutlaka kullanılması gerektiği düşüncesinin gerek sınıf gerekse branş öğretmenleri tarafından yaklaşık olarak aynı oranlarda kabul edilmediğidir.

Çizelge 11

“İstenmeyen davranışın ortadan kaldırılmasına yönelik olarak öğrencinin göstermeye başladığı olumlu davranışları öğretmenlerin ne oranda ödüllendirdiği”ni ölçmek için hazırlanan bu soruya verilen cevapların yüzdelik dağılımı şu şekildedir:

Sınıf öğretmenlerinin %20’i “her zaman”, %30’u  “arada bir” yanıtını vermişlerdir.

Branş öğretmenlerinin %20’si  “her zaman”, %30’u “arada bir”  yanıtını vermişlerdir.

Elde edilen sonuçlara göre;sınıf ve branş öğretmenleri aynı yüzdelik dilimlerle aynı fikri paylaşmaktadırlar. Sorunun seçenekleri arasında “hiç” cevabının da bulunmasına rağmen hiçbir öğretmen tarafından işaretlenmemiştir. Bu da ödülün öğrenmedeki yerinin gerek sınıf gerekse branş öğretmenleri tarafından aynı oranlarda önemli görüldüğünü göstermektedir.

Çizelge 12

“Ödül öğrenmede cezaya oranla daha etkili ve kalıcıdır.” İfadesine katılıyor musunuz? sorusuna verilen yanıtlar şu şekilde yüzdelik kısımlara ayrılmıştır:

Sınıf öğretmenlerinin %37.5’i “katılıyorum”, %10’u “karasızım”, %2.5’i “katılmıyorum” yanıtını vermişlerdir.

Branş öğretmenlerinin %35’i “katılıyorum”,%15’i de “kararsızım yanıtını vermişlerdir.

Bir önceki sorunun kontrol sorusu olma niteliğinde olan bu sorudan elde edilen sonuçlar önceki soruya verilen cevapların güvenilir olduğunu göstermektedir. Nitekim çok fazla olmayan yüzdelik kaymalarla birlikte sınıf ve branş öğretmenlerinin ödülün cezaya oranla daha etkili ve kalıcı olduğu konusunda hem fikir oldukları görülmektedir. Dolayısıyla bu konu ile ilgili olarak sınıf ve branş öğretmenlerinin düşünceleri arasında önemli bir farklılık bulunmamaktadır.

Yapılan anket çalışmasında öğretmenin gözünde öğrenciyi nasıl değerlendirdiğini ve bu çerçevede disiplin kavramına nasıl yaklaştığını sınıf ve branş öğretmenleri açısından ölçmeye çalışıldı.

Birçoklarına göre disiplin, öğrencilerin sessiz,uslu durmasını, verilen buyrukları koşulsuz yerine getirmesi anlamına gelir. Oysa böyle bir disiplin anlayışı yöneten kişiyi öğrencilerde korku kaygı yaratmaya yönelik girişimlerde bulunmaya yöneltir. Eğitimde disiplin ise;öğrenciye hangi davranışın istenilebilir olduğunu göstermek ve öğrencinin bu davranışı gösterip göstermediğini izlemek, sonuca göre gerekli olduğu durumlarda ödül ve ceza kullanmak anlamına gelir (Başaran 1982:145-146).

Bu açıdan bakıldığında ankete katılan gerek sınıf gerekse branş öğretmenlerinin olumlu bir öğrenci tanımı geliştirdiğini gözlemlenmektedir. Ancak anket sonuçlarından elde edilen istatistiksel bilgilere göre sınıf öğretmenleri branş öğretmenlerine oranla  öğrencileri bireysel olarak tanıma, onlarla etkili bir iletişime geçme, öğrenciyi toplumsal hayatın bütünü içerisinde değerlendirme vb. konularda daha olumlu bir görüşe sahip oldukları görülmektedir.

Sonuç:

Eğitim ve disiplini istenen davranışı istenen davranışı öğrenciye göstermek ve yerleştirmek anlamında kullanıyorsak “istenmeyen davranış nedir?” sorusunu yanıtlamak gerekir. İstenmeyen davranışın sağlıklı bir biçimde tanımlanması bu tür davranışların değiştirilmesi açısından belirleyici öneme sahiptir. Davranışın istenmeyen nitelikte olmasını etkileyen etmenler duruma, koşullara, mekana vb. değişkenlere bağlıdır. Bu bağlamda öğretmen özellikle istenmeyen davranışların nedenleri üzerinde yoğunlaşmalıdır (Aydın 1998:150).

Yapılan çalışmada da öğretmenlere göre sorunların en çok hangi nedenden ortaya çıktığını belirtmelerini istenilen bir soru hazırlandı. Anketi hazırlamak için yapılan çalışmalara göre soru seçeneklerini; sınıfta çeşitli gruplaşmalar, dersle ilgili rekabet, derse karşı ilgisizlik, aileden kaynaklanan sorunlar, sınıfların kalabalık olması, öğrencinin geldiği sosyo-ekonomik, kültürel çevre, gelişim dönemine özgü psikolojik sorunlar, öğretmenin dersi işlemedeki yetersizliği ya da derse hazırlıklı olmayışı şeklinde oluşturuldu. Elde edilen bulgulara göre; sınıf öğretmenleri sorunlu davranışın en önemli nedeni olarak öğrencinin geldiği sosyo-ekonomik, kültürel çevre olarak belirtirken; branş öğretmenleri gelişim dönemine özgü psikolojik sorunlar ve yine öğrencinin geldiği sosyo-ekonomik, kültürel çevre olarak belirtmişlerdir. Hem branş hem de sınıf öğretmenlerinin mutabık kaldıkları neden olan sosyo-kültürel ve ekonomik çevre seçeneği okulların bulunduğu çevre dolayısıyla olabilir. Zira okullar sosyo-ekonomik yönden fazla gelişmemiş,kültürel yönden ise kısmen kapalı olan bir beldede bulunmaktadır. Dolayısıyla okula gelen öğrencilerin hemen hemen hepsi bu çevrede ikamet edenlerden oluşmaktadır. Diğer yandan ankete katılan öğretmenlerin mutabık kaldıkları diğer bir seçenek olarak seçtikleri en düşük neden ise öğretmenin yetersizliği ve derse hazırlıklı olmayışıdır.

Sorunlu davranışın nedenlerinin teşhisinden sonra yukarıda belirtildiği sınıf disiplini tanımından da anlaşılacağı gibi sıra öğrenciye doğru (istendik) davranışı öğretmek ve devamlılığını sağlamak için neler yapabileceğine geliyor.

Davranış değiştirme sadece problemli davranışların değiştirilmesi anlamına gelmemektedir. Uygun olan davranışın sürekliliğini sağlayan, problemli davranışın oluşmasına fırsat tanımayan ortamların hazırlanması da bu kapsam içinde ele alınmalıdır (Küçükahmet 2000:174-175).Bu amaçla öğretmenlerin öğrencileri ne kadar tanıdıklarını, onlarla empatik iletişime girip girmediklerini dolayısıyla sorunlu davranış ortaya çıkmadan önce öğrencilerin muhtemel davranışlarını önceden kestirebilme becerilerini ölçmeye yönelik sorular hazırlandı. Elde edilen bulgulara göre bu konuda sınıf öğretmenlerinden branş öğretmenlerine nazaran daha olumlu sonuçlar elde edilmiştir. Zira sınıf öğretmenleri yüzdelik dilimleri itibarı ile branş öğretmenlerine göre öğrencileriyle öğrencilerini daha fazla tanıdıklarını ifade etmektedirler. Dolayısıyla da öğrencilerinin ortaya koyabilecekleri olumsuz durumları daha iyi öngörebilecekleri düşünülebilmektedir.

Sorunlu davranış ortaya çıktıktan sonra sınıf içinde yoğunluk,süreklilik ve yaygınlık gösteren sorunların çözümüne yönelik olarak öğretmenlerin ne gibi faaliyetlerde bulunduklarını belirlemeye yönelik sorular da mevcuttur. Bu bağlamda sorunlu davranış karşısında öğretmenlerimizin ilk diyalogu kiminle kurduğunu ve sınıf içerisinde en çok hangi stratejileri kullandıklarını belirlemeye çalışıldı. Ankete yerleştirilen strateji seçenekleri; göz teması, genel sözlü uyarı, umursamama, soru sorma, doğru davranışı gösterme, fiziksel müdahaledir(Kaya 2002:183-184). Elde edilen bulgulara göre; hem sınıf hem de branş öğretmenleri en düşük yüzdelik dilimlerle fiziksel müdahale seçeneğini işaretlemişlerdir. Sınıf öğretmenlerinin en çok kullandıkları stratejiler göz teması ve doğru davranışı göstermedir. Branş öğretmenleri ise en çok doğru davranışı gösterme stratejisini kullanmaktadır. Bunun yanında öğrencilere karşı kaba kuvvet kullanıp kullanmadıklarını ölçmek için hazırladığımız soruya hem sınıf hem de branş öğretmenlerimizin çoğunluğu “hayır” cevabını vermişlerdir. Ancak küçük bir yüzdelik dilimde olsa her iki öğretmen grubunda da “evet” cevabı verenler olmuştur.

Öğrenciye hangi davranışın istenilen olduğunu öğretmek,istenilmeyen davranışı önlemek veya ortadan kaldırmak,istenilen davranışın sürekliliğini sağlamak açısından ödül ve cezanın yerini belirlemek ve bu konuda sınıf ve branş öğretmenlerinin tutum ve davranışlarını ölçmek için de sorular hazırlandı. Ankete katılan öğretmenlerin bu sorulara verdikleri cevaplara göre; gerek sınıf gerekse branş öğretmenleri ödülün cezaya oranla daha etkili ve kalıcı olduğu konusunda hemfikirler. Ankette yer alan denetleyici sorular da elde edilen bu bulguyu desteklemektedir.

Özet olarak; yapılan anket çalışmasında sınıf ve branş öğretmenlerini sınıf disiplinini sağlamaları konusunda karşılaştırmaya çalışıldı. Yukarıda da belirtildiği gibi sınıf öğretmenlerinin öğrencilerini daha iyi tanımaları dışında büyük bir farklılık ortaya çıkmamıştır. Ancak şunu da belirtilmelidir ki, gerek zaman gerekse imkan yetersizliği nedeniyle yapılan anket çalışması oldukça sınırlı bir alanda uygulanmış bir çalışmadır. Bu nedenle elde edilen sonuçlar tam olarak genellenebilir nitelikte olmayabilir. Ancak bu çalışma daha geniş bir alanda mesela, Malatya genelinde yapılarak daha net sonuçlara ulaşılması mümkündür.

KAYNAKÇA

Aydın, Ahmet. Sınıf Yönetimi, Anı yayınları, Ankara, 1998.

Başaran, İbrahim Ethem. Temel Öğretim ve Yönetimi, Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesi Yayını, Ankara, 1982.

Kaya, Zeki. Sınıf Yönetimi, Pagem yayınları,Ankara, 2002.

Küçükahmet, Leyla. Sınıf Yönetiminde Yeni Yaklaşımlar, Nobel yayınları, Ankara, 2000.

Örnek olay

DİSİPLİN NASIL SAĞLANACAK

“Öğretmenim!... Murat kalemimi vermiyor!...”

“Öğretmenim Deniz defterimi yırttı!...”

Dersin başından beri karşılaştığım sonu gelmez şikayetler. Konuyla ilgilenmek yerine hem kendilerinin hem de arkadaşlarının dikkatlerini dağıtıyorlar. Sürekli başka şeylerle uğraşıyorlar, sınıfta uğultu bitmiyor. Arkada oturanlar onları görmeyeyim diye birbirlerinin akalarına geçip siper alıyorlar. Dersi yalnızca belli öğrencilerle işliyorum. Ötekilerinin katılmaya niyetleri yok.

Grup çalışması yapıyorduk, her gruba sorular verdim. Bir taraftakiler istekle çalışıp hemen çözdüler. Beklemeye başladı ve sıkıldılar. Ötekiler ise çalışmaya bile başlamadılar.

Yerlerini değiştirmeyi düşündüm sonra alışır ve hep kendi isteklerine göre olsun derler diye vazgeçtim. Sıra düzeninden iki yıldır Gamze sorumlu. İlknur da temizlik kontrolü yapıyor uzun zamandır ama ikisi de kurallara uyulmadığını söylediler.

Selim’i yere çöp atarken yakaladım. Daha önce de bunu yapmıştı. “Hep bunu yapıyorsun, çok ayıp” dediğimde bana ukala bir tavırda sormasın mı? “Ne zaman, ne attık ki” diye.

Zeynep de (neye kızdıysa) yanındaki arkadaşını sertçe itti. Tam ona yaptığının çok yanlış olduğunu söylemiştim ki, bir arkadaşı da aynısını yaptı. Sabırlı olup fazla müdahale etmeyeyim dedim ve Engin, Mine’nin saçını çekerken görmezden geldim, bu sefer de kalkıp “Siz Engin’e hiç kızmıyorsunuz ama!” dediler.

Ne yapacağımı şaşırdım. Bir de sormazlar mı “Uslu durursak son on dakika oyun oynar mıyız?” diye. “Olur” dememi nasıl beklerler, bunca haylazlıktan sonra.

Bu kadar da değil. Cengiz öyle terbiyesizlikler yaptı ki ders boyunca, artık sınıftan atmak zorunda kaldım. Levent yine cezayı hak etti, ama ona o kadar çok ceza verdim ki şimdiye kadar. Kendisi de diğer öğrenciler de alıştı buna artık. Birkaç uyamadan sonra Koray oldukça düzeldi ama yine de ona güvenmiyor, aferin diyemiyorum.

Sınıfta disiplini sağlamakla uğraşıyor ve derse yeterince zaman ayıramıyorum.  Üstelik disiplin sağlamada başarılı olduğum da söylenemez. Her gün yanlış davranışlar azalacağına artıyor. İstenmeyen davranışları önleme yolları neler olabilir ki?

Bilemiyorum... (Kaya 2002:174)