Yapay kitle ve doğal kitle

Freud, Kitle Psikolojisi ve Ben Analizi adlı çalışmasında, toplumlardaki doğal kitlenin yanında yapay kitlelerin de oluşturulduğunu, bunları dağılmaktan korumak için belli dış zorlamaların gerektiğini ve bu tür yapay bir kitleye katılıp katılmayacağı bireye sorulmayacağı ve hatta ayrılmaya yönelik hareketlerin şiddetle cezalandırılacağını belirtir. Freud a göre böyle yapay kitle içine giren birey özel eğitim yöntemleriyle, gene bu yapay kitle tarafından ‘sindirilir’, özümlenir. Bu yapay kitlelere, kilise, cami, havra, ordu, cemaatler, tarikatlar, silahlı siyası, dini örgütler en dolaysız örneklerdir. Bu yapay kitle örgütlerinin içindeki insan, sonunda, insan-tarih-toplum ve doğa ilişkileri çok basite ingirgenmiş şu temel denklem, Ben’im bağlı olduğum birlik, kast, cemaat, tarikat, örgüt, parti, ulus, din vb. işlevli olduğu sürece Ben varım… ve Ben işlev gösterdiğim sürece de (benim) birliğim, cemaatim, tarikatım, örgütüm, partim, ulusum, dinim varolabilir… biçiminde formüle edilmiştir ve birey eriyerek birlik ile özdeşleşmiştir.

Yeni Dünya Düzeni’nin tüm dünyada, bölge, ülke özeline uygun yapay kitle ile yaratmak istediği yeni insan işte bu yapay kitle içindeki anti-insandır.

Yapay kitle içindeki politik toplumsallaştırma oldukça özgün koşullarda gerçekleşmiş, ancak toplumun büyük çoğunluğunu oluşturan doğal kitlenin, çok yönlü politik toplumsallaştırılması da en ez diğeri kadar katı akıl dışı ve bir anlamda anti insan nitelikte sürmüştür.

Toplumlarda, doğal kitle içinde oluşturulan yapay kitleler ve bu kitleleri oluşturan bireyler,  gelecekte planlanan sosyo ekonomik yapıların biçimleri için, önceden tarihsel rolünü üstlenmeye hazırlanırlar. Örneğin, Naziler, 1933 yılında yönetime seçildiklerinde, böyle bir role hazır bir doğal kitle oluşturulmuştu. Türkiye’de ABD/küresel ve yerli sermaye’ nin önemli etki ve yönlendirmesiyle,  1980 askeri darbesi ve sonrasındaki tüm süreç bir yandan sosyo ekonomik yeniden biçimlenme ile birlikte günümüzdeki siyasal hükümetler için rolünü oynamaya hazır bir doğal ve yapay kitle oluşturuldu. İşte, demokratik seçim oyunu sonuçlarına, nasıl olur ya! tepkisi verenler, bu süreci ve sonucu rollerine hazırlanmış yapay ve doğal kitle dolayımını kavrayamayanlardır.

Karizmatik Lider İmgesi

Kitle toplumu düşüncesini ortaya atanlara göre, bu toplum düşünmekten vazgeçmiş olan biçimsiz, kişiliksiz insan kalabalığından oluşur. Bu kalabalığın bir parçası olarak insan, bu toplum içindeki herkes gibi davranır. Kalabalık, kin, din, milliyetçilik, ırkçılık gibi en ilkel heyecanlarla güdülür. Kendi başına hareket edemez. Onun için bir lider gereklidir. Onun için bir lider gereklidir ve bir kalabalık için, uzman kuruluşlarca, aynı kalabalıktan böyle biri her zaman bulunabilir, çünkü o durumun bir ürünüdür. Bu lider, yalnızca kalabalığın genel ruh durumunu ifade etmekle kalmayan, aynı zamanda kalabalık durumun farkında olmasa bile, bu ruh halini yaratan duygusal, ateşli bir kişidir. Karizma sahibidir ve karizmatik bir lider olarak düşünülmesi sağlanır, yazılır, çizilir, tartışılır ve böyle  bir imaj oluşturulur. Karizma konusunda doktrin, bütün kitle devleti teorisin anahtarıdır. Karizma, teolojik bir kavramdır. Karizma sahibi insan, Tanrı’nın (a da ilahi takdirin, kaderin, ya da ulusal ruhun) bir aracı, kutsal iradenin hem tek temsilcisi hem de aracıdır. Karizmatik liderin söylediği doğru bir gizem perdesiyle örtülüdür. Nesnel olgulara ya da pratik deneye dayanmaz. Mantık dışıdır. Karizmatik lider kalabalığa aralıklarla mistik doğrulardan söz eder ve bir çeşit yeni bir dinin kurucusu gibi durur. Liderin sözleri kutsaldır. Liderin sözleri tartışılmamalı ve hiçbir zaman ondan şüphe edilmemelidir. Bu sözle iyice bellenmelidir.  Kitle toplumunun coşkulu kalabalıkları, yalnızca lidere olan sevgi ve bağlılıklarını açığa vurabilirler. Lidere gelince, bu kalabalığı tasarlanan büyük şemaları gerçekleştirmek için bir yapı malzemesi olarak kullanılır. Ne var ki, kitleler sonsuza kadar karizmatik gerilim içinde tutulamazlar. Er veya geç kahraman liderden bıkar ve aldatılmakta olduklarını anlarlar. Bunu anlar anlamaz, eski heyecanları depresyona dönüşür. Hem kitle toplumu teorisyenleri ve hem de karizmatik liderler bu değişmenin kaçınılmaz olduğunu bilirler ya da onlara bu öğretilir. Seçilmiş liderlerin kitleleri sürekli heyecan halinde tutmak için her çabayı göstermelerinin nedeni budur. Kimi gizlenemez sorunları, kapitalizmin ya da kendi ülkelerinin değil tüm dünyanın insanlığın sorunu olduğunu işlerler. İşsizlik, pahalılık, çevre yıkım vbg. Kimileyin ise çizdikleri siyasal düzen tablosu bunaltıcıdır. Bu tabloyu kapitalizmin sonu değil de, sorunu değil de, dünyanın yaklaşmakta olan sonu ve sorunu olarak yinelerler.

Modern kapitalist toplumun kötülükleri o kadar göz alıcıdır ki, bunları saklamak olanaksızdır. Bunlardan biri, özellikle hızla artan suç oranıdır. Suç ve dehşet kent sokaklarının durmadan büyüyen gerçeklikleridir. Amerikan resmi istatistikleri bu suçları şöyle sıralar: kasıtlı cinayet, ırza geçme, tecavüz, silahlı tecavüz, ev soyma, zimmete geçirme, araba hırsızlığı).

Kitle toplumu ve kitle devleti teorisyenlerine gelince, onlar bu bilgiyi gerici kavramlarına ağırlık kazandırmak için kullanırlar. Örneğin, Kolombiya Üniversitesi’nden Prof Daniel Bell, modern mekanikleşmiş toplumda, tüm değerlerin yitirilmekte olduğunu söyler. Artan yabancılaşma, doğrudan doğruya insanlar arasındaki ilişkilerin organik, doğal karakterini yitirdiği, kitle toplumunun bir sonucudur. İnsanlar, bu hızla değişen duruma kendilerini uydurmak ve kendilerini doğrulamak ya da yalnızca yaşamak için toplumsal rollerini değiştirmeye zorlanmıştır. Daniel Bell’e göre bu korkunç koşullar boşluğu dolduracak yeni bir inancı gerektirir. Böylece karizmatik bir liderin herkese evrensel mutluluk vaat ederek ve aldatıcı bir bilinçlilik duygusu vererek kitle toplumunca yıkılmış olan inancın yerine yenisini getiren bir yirminci yüzyıl mesihinin ortaya çıkacağı aşama gelecektir.

Bu teorinin oluşturucuları, İnsanlığa, halkı yumuşak başlı bir topluluğa indirgeyen bir siyasal sistem önerirler; bu sistemde halk tanrıdan esinlenmiş bir liderin kararlarını uysallıkla uygularken, bu kararların pratikte gerçekleştirilmesi profesyonel bürokrasinin işidir.

Kaynakça

1. Serol Teber. Politik Psikoloji Notları, Ara yayınları

2. A. Mishin. Teoride ve pratikte burjuva demokrasisi, Bilim yayınları

3. Noam Chomsky. Yeni Dünya düzeninde Yalanlar ve gerçekler . Sarmal Yayınları