GÜNCELİN POLİTİK EKONOMİSİ: TÜCCAR-RANT DİKTATÖRLÜĞÜ

TÜCCAR DİNCİNİN DİLİNDE DİN; DİNİNDE DİL

ŞERİAT MI? ILIMLI İSLAM MI? – HİÇBİRİ: güncellenmiş feodal ticaret ve kölelik düzeni

“Biz emin olan ve doğruluktan ayrılmayan ticaret ehlini peygamberlerle, şehitlerle, salihlerle bir gören ilahi emre muhatabız. Bakınız, sizlerle Haçlı Seferleri sırasında, müslümanlarla hristiyanların Kudüs’e sahip olmak için en kanlı savaşları yaptıkları bir manzarayı paylaşmak istiyorum. Endülüslü seyyah İbn Cübeyr anlatıyor; ‘Müslümanlarla Hıristiyanlar arasında savaş sürerken, Kahire ve Şam arasındaki kervanlar, Frenk bölgelerinden rahatlıkla gidip geliyor. Bunun için Hıristiyanlar Müslümanlar’a ait kervanlardan bir vergi alıyorlar ve bunu istismara yeltenmiyorlar. Aynı şekilde Hıristiyan tüccarlar da mallarının değeri üzerinden bir vergi ödeyerek, müslüman topraklarından rahatça gidip geliyorlar. Aralarında mükemmel bir anlaşma var ve hakkaniyete uyuluyor. Evet, 825 yıl öncesini anlatan bu hadise, bizlere hakkanyete uyulması şartıyla  insani hassasiyetlerin gözetilmesi halinde ticaretin önünde hiçbir engel bulunmadığını gösteriyor. (1)

1. Bu bir tüccar dilidir. Dine bulaşmış bir tüccar dili; tüccar dininin dili.

2. Faşizm, sermayenin en gerici kesiminin diktatörlüğüdür. Sermayenin en gerici kesimi tacir/tüccardır. Şeriat, ticaret sermayesinin en gerici kesiminin diktatörlüğüdür; şeriat, gerilerden taşınmış güncellenmiş faşizmdir. Faşizm çok kılıklıdır. Milleti, dini, ırkı vb. toplumsal tabana dönüştürerek uygulanır. Günümüz şeriatı din toplumsal tabanlı, müslüman emekçi, üretici üzerindeki faşist diktatörlüktür. Ilımlı islam, dışarıya, emperyalistlere / uluslarüstü sermayeye ılımlı; içeriye emekçilere diktatörlüktür. Günümüzde şeriat, müslüman emekçi halka, güncellenmiş faşizmin, bölgesel adıdır. Amacı, rant, sömürü (tacir / tüccar) ekonomik düzenini sorunsuz, engelsiz sürdürmek için, islami kaynaklı şeriatın güncellenmesidir. Amaç şeriat, din ya da din düzeni değil; amaç iç ve dış sömürüyü kolaylıkla sürdürebilmek, başkaldırı ve örgütlenmeleri önlemek için zorunlu bir uygulamadır.

3. Patron egemen sömürgen sanayiciden, patron egemen sömürgen tüccar’a. Sömürü,  üretim aracı üretmeyen (ağır ya da ileri teknoloji) üretim sürecinde azalmış, sömürü alım satım/ara parça, ileri kapitalist ülkelerin terkettiği ilkel teknonoloi) sürecinde, üretimsiz  (inşaat, turizm, tekstil; taşeron şirketler)  rant ve emek sömürüsü süreci belirginleşmiş ve egemenleşmiştir. Turizmde uluslar arası tur şirketleri, tekstilde ise Çin gibi güçlerce bu iki alanda da gerileyen ülke ekonomisi sadece toprak rantına dayalı inşaat ve taşeron şirketlerce ağır ve yoğun işçi sömürüsüne dayanmak zorunda kalmıştır. Bu iki alanda da çalışanlar, binbir oyunla, sigortasız, çok düşük ücret ve göç işçilerini hayvan barınaklarından daha kötü koşullarda çalıştırarak azgın sömürü ile palazlanan tüccarlara köle kılınmıştır. Kölelik, çağdaş kapitalizmin, görece demokrasilerinde değil, daha geri ekonomik yapılanmaların, dinsel egemenliğe denk gelen feodal ilişkiler ağı ve feodal baskıyla sürdürülebilir.

4. Ekonomi politiğin patronu tacirdir, tüccardır. En fazla yalan yayan kültürsüz, görgüsüz, en sahtekar ekonomik gruptur tüccarlar. Politik olarak geriden, eskiden, gelenekselden beslenen ama ekonomik olarak güncelden, kapitalist olanaklardan, sömürüden, ranttan kazanan, çürümüş ve çürümeyi büyük ve sürekli yalanla gizlemeye çalışan, bu uğurda kullanmayacağı en geri, en ileri değer bırakmayan, korkak ve doğal olarak saldırgan, baskıcı bir yapı sergiler. Güncelde yapısal kapitalist krizin  ara çözüm unsurudur. Yarı ölüyken diriltilmiştir. Sanayi üretimi alanında zayıf oldukları için, sanayi üretim dolayımının sanat, kültür, bilim gibi zihinsel üretimlerden de uzaktır. Nevton, Ayıştayn, Darvin gibi bilimcilerin aşağılanıp, küçük düşüren kitaplar yazılıp, MEB onaylı olarak öğrencilere sunulması, imam hatip yaygınlaştırılması, cemaati camilere doldurma sevdaları, bilim ve sanat düşmanlıkları, aydın, ilerici insanlara, sanatçılara düşmanlıkları da bu nedenledir. Dinci oldukları için değil, Tüccar oldukları için böyledirler. Yalçın Küçük’ün dediği gibi dine batmış birinin kültüre ihtiyacı yoktur. 

5. Özetle, yazının başında aktardığım sözlerde, ilahi emir diyor ki; ben tüccarla peygamberleri ve şehidleri bir görüyorum, eşit görüyorum.  Ey işçi, ey köylü, ey küçük üretici, sizin malınızı ucuza kapatan,  pahalı satan ya da size mal satan tüccarları, sizi taşeron işçi olarak çalışıtırıp, hiçbir üretim yapmadan, emeğiniz üzerinden ara kazanç sağlayan sülükleri, parazitleri, Tanrı, peygamber ve şehidler düzeyinde görüyor, ona göre… Bir kutsama ve bir tehdit. Tüccarın din, dolaşım özgürlüğü dili; tüccarın dilindeki din, dolaşım özgürlüğü; sömürü düzeneği, yolu.

6. Bu tüccarlar ki; etten, süte, ekmekten, peynire, benzinden, gaza sattıkları hemen her şeyin hileli, sahte, çürük olduğuna ilişkin gün geçmiyor ki, gazete ve televizyonlarda bir haber çıkmasın. Bu peygamber değerindeki tüccarlar için kazanç en kutsal alan olduğu için, dillerinde din, ürünlerinde sahtelik, yüzlerinde arsızlık, kafalarında baskıcı bir düzen,  özelleştirmeler, kent köy topraklarına hile el koymalar ile ülkeyi ve halkı emperyalistlere peşkeş çeke çeke, bu uğurda dünyanın yalanını gazete ve tvlerinde bağıra bağıra, biriktire biriktire, sata sava yürüyorlar.

7. Rant/tacir ekonomisi, hileye dayalı olduğu için, sanayi ekonomisi gibi sömürüyü emek üzerinden değil de al-sat, el koy-sat üzerinden yürüttüğü için demokrasi, bu sınıf için en tehlikeli olgudur. Herşey perdelenmek, karartılmak, gizlenmek, aldatmak, olmadı baskılamakla yürütülür. İçerde işleyen bu ilkel ekonomi, dışardan destekli olmak zorunda.

8. Kamu kurumlarının yerli ve küresel sermayeye teslim edilmesinden sonra sanayi yatırım ve üretimi ara mal, parça / küçük üretim sanayisi neredeyse bitti. 12 Eylül 24 Ocak Ekonomik Kararları, Özal dönemi özelleştirmeleri, AKP dönemi özelleştirmeleri ve dış destekle, tehditle bitirilen sanayi, ülkeyi darboğaza oradan da sadece kent köy topraklarınını rant odaklı inşaat ekonomisine ve taşeronlaştırmaya mahkum etmiştir. Dış destekli faşizme ihtiyaç vardı. Şeriat adı altında, din maskesiyle uygulanmak zorunluluğu doğmuştur. Tonlarca gaz, jop alınması, tutuklamalar, yasalarla grev ve sendikalaşmayı önleme çabaları en ciddi kanıtlardır.  Emekçi birliğinin direnişine göre şekillenecektir.

9. Sonsöz, ticaret burjuvasında, “din dildedir; dil heryededir”. Din bir oyun olmuştur, bu oyunu tacir dini dil ile oynamaktadır. (2)

Demokrasinin getirilmesi, diktatörlüğün getirilmesine dönüşebilir. Diktatörlüğün getirilmesi demokrasiye dönüşebilir. Karşıt sınıfların güçlerinin çatışmasının sonucuna bağlı…

(1) MUSİAD (Müstakil sanayici ve işadamları Derneği) tarafından 11-14 Ekim 2012 tarihinde düzenenlen Uluslar arası İş Forumu (İBF) toplantısının açılış töreninde Başbakanın konuşmasından bir bölüm.

(2)   Kuvancı, Cenan (2012) Din Dili Din Oyunumu? İz Yayıncılık.