Sorun Nedir ?

Kişi rahatsızlık duymuyorsa onun için sorun yoktur. Bu yargı bizi iki sonuca götürür. Birincisi, sorunun rahatsızlık veren bir durum yarattığı, ikincisi ise, bir kişi için sorun olanın için olmayabileceğidir. Kazancı bol olan için kışın ısınmak sorun olmayabilir, ülseri olan biri için yemek sorun olabilir. Düşünmesini bilmeyen biri için trafiği engellemek sorun değildir. Bir durumda sorun olabilmesi için o durumun bireyce algılanmış olması gerekir. Sorun çözmenin ilk basamağı onu algılamaktır, bu da duyumların açıklığını, dikkati, düşünce gerişliği ve uzaklığını gerektirir.

Çözüme Nereden Başlamalı ?

Sorunun algılanması basamağını, tanımlanması izler. Bunun için sorun konusundaki her tür bilginin toplanması gerekir. Bu iş, sorun alanının tümü aydınlanana dek sürdürülmelidir. Alanda karanlık bir nokta kalırsa, sorunun çözümü bu noktada olabileceğinden,çözüm bulunamaz ve uygun olmayan çözümler üretilir. Toplanan bilgilerin ikinci özelliği, gerçek olmalarıdır. Çözümün kalitesi, toplanan bilgilerin kalitesine bağlıdır.

Gerçek ve çok bilgi toplandıktan sonra, sıra bu bilgilerin gruplanmasına gelir. Sorun alanının her yanı-yönü ile ilgili bilgiler bir araya getirilerek gruplar oluşturulur, böylece hangi alanda ne kadar bilgi toplandığı ortaya çıkar. Sonra, her bilgi parçasının sorunun çözümünde ne işe yarayacağı belirlenir, böylece bilgilerin amaçlarla ilişkileri kurulur. Bu ilişkilere bakılarak, sorun için olası çözüm yolları belirlenir.

Çözüm Yolları Belirlenince

Her sorun için birden fazla çözüm yolu vardır., başka yol yok diyorsak, biz göremiyoruzdur. Çözüm yollarının herbiri, farklı koşullarda, diğerlerinden daha iyi olabilir. Örneğin bir ülkede enflasyonun azaltılması için en uygun çözüm kamu harcamalarının gelirlerle dengede tutulması olabilir., oysa bu seçenek Türkiye için bırakın en uygunu, çözüm bile olmayabilir. Bir suçluyu hapsetmek ilk bakışta uygun bir çözüm gibi gelebilir, oysa, geniş açılı bir düşünceyle, bu uygulamanın suçlunun ailesinde, toplumda neleri nasıl değiştireceği; uzun erimli bir düşünceyle, suçluyu hapsetmenin gelecekte onda hangi değişikliklere yol açabileceği hesaplandığında, hapis seçeneğinin hiç de uygun olmadığı görülebilir.

Çözüm seçenekleri belirlendikten sonra, en uygununun seçimi için, bu seçenekler izlendiğinde nelerin olabileceği belirlenmeye çalışılır. Her seçeneğe ilişkin sonuçların getirip götürdükleri, bizim için bunların taşıdığı değer hesaplanarak, seçenekler, en uygunundan başlanarak sıralanabilir.

Hemen Uygulanmalı mı?

En uygun olarak belirlenen seçenek, uygulanmadan önce denenmelidir. Bu deneme, denize girmeden suyun denenmesi için önce ayak parmağının sokulması gibi, sorun alanının bir parçasında yapılmalıdır. Deneme, ilacın önce fareye verilmesi gibi, benzer bir sorun alanında da yapılabilir. Sorun durumunun fiziksel veya matematik bir modeli yapılarak, çözüm seçeneği bu model üzerinde denenebilir. Bilgisayar, model üzerinde denemeler için kolaylaştırıcı bir araçtır.

Uygulamayla Herşey Biter mi ?

En uygun olarak belirlenen seçeneğin ön denemesinin yapıldıktan sonra uygulanmasıyla sorun çözülebilir. Sorunun çözülmüş olması sorun çözme işinin bittiği anlamına gelmez, sırada değerlendirme vardır. Sorunun çözümü için yapılan işlerin hepsi gözden geçirilerek, beklenen sonuçları verip vermedikleri, eksik-yanlış yapılıp yapılmadıkları, çözümün doyurucu olup olmadığı incelenir, nelerin nasıl yapılmasının daha iyi olacağına ilişkin sonuçlar çıkarılır. Daha sonraki sorunların çözümünde bu sonuçlardan yararlanılır. Son iş yapılanlardan edinilen deneyimlerin yazılmasıdır, böylece deneyimlerin unutulmaması, onlardan yararlanmanın sürekli hale getirilmesi sağlanır.

Çözüm Kaf Dağının Ardında mı?

Çoğu kez sorunla onu yaratan neden birbirinden uzaktır veya aralarında bir ilişki yokmuş gibi görünür. Bir memurun son günlerde dalgınlaşıp işlem yanlışları yapmasının nedeni, nişanlısından olumsuz haber alması olabilir. Şef Ayşe’ nin memurAli’ye kızmasının nedeni, evinin üst katında oturan ve yüksek sesle müzik dinleyerek Ayşe’yi sinirlendiren komşusunun oğluna benzerliği olabilir. Bu uzak ilişkiler yakalanmadıkça sorun çözülemez. Bu ilişkileri yakalamanın yolu, bilgi toplama sürecinde dikkatli ve özenli olmak,geniş açılı ve uzun erimli düşünmektir.

Sorunun çözümü için, sorundan çok onu hazırlayan nedenlere bakmak gerekir. Sonuca değil girdilere bakılarak sonuç değiştirilebilir, çünkü o sonucu oluşturan girdilerdir. Yemeğin istenen tatta olmasını istiyorsanız, sebzesine, etine, yağına, salçasına, biberine, ocağına, pişirme biçim ve zamanına bakmalısınız.

Daha Önce Böyle Çözmüştüm!

Bir sorunun çözüm biçimi veya yöntemi başka veya benzer  sorunların çözümünde çoğu kez aynen kullanılamaz, çünkü birbirinin aynı iki durumla karşılaşmak olası değildir. Aynı suda iki kez yıkanamazsınız. Durumlar size aynı gibi gelse bile, kişiler, yer, zaman, oluş biçimi veya bunların biri farklıdır, bu da çözümün farklı olmasını gerektirir. Geçen sefer sorunun böyle çözmüştüm diye aynı yöntemi uygulamak, beklenmeyen sonuçlar doğurabilir. Aliyi sert bir sözle susturabilirsiniz ama aynı durumda Jale size daha sert bir yanıt verebilir. Çatıdan indiremedikleri adam için Nasrettin Hocaya danışmışlar, “beline ip bağlayıp çekin” demiş. “Aman hoca düşer ölür o zaman” dediklerinde hoca yanıt vermiş: “ Ben geçen sefer bir adamı beline ip bağlayıp çekerek kurtarmıştım ama çatıda mıydı kuyuda mıydı unuttum”.

İnsan insan  

Her tür sorun, sonuç, insan eylemlerinin eseridir. Sorun üretmemek, sorunları azaltmak, çözmek, iyi sonuçlara ulaşmak istiyorsak insanların niteliğini geliştirmeliyiz. Nitelikli insanın en az şu özelliklere sahip olması gerekir: Sağlık, bilgi, zeka, etik. Buradaki etik, geleneksel değil, düşünsel ahlaktır. İnsan yetersizse, nitelikleri düşükse, girdileri artırarak sorunları çözemezsiniz, başka sorunları besler, zarar üretirsiniz. Ev hizmetlerinin yetersizliği sorununu çözmek için, niteliği düşük bir hanıma verilen parayı artırırsanız, bu para gereksiz mal alımına, konkene gidebilir, sorunu çözemediğiniz gibi, yeni sorunlar üretirsiniz.

Kim Çözer?

Bir sorunu çözecek olanlar, onun varlığından rahatsız olmalıdır. Sorundan çıkarı olanların onu çözmesini beklemek saflıktır. Enflasyon var diye memurun maaşını artırmak sorununu çözmez, onu bir süre oyalar. Bankadaki sorun şefi rahatsız ediyorsa, şefini sevmeyen memurun o sorunun çözümünü istememesi, çözüm için katkıda bulunmaması doğaldır.

Deneyim mi Denemeyeyim mi ?

Bir sorunu çözmek için onunla ilgili deneyim yaşamayı zorunlu görmek yanlıştır. “Deneyim zor ve pahalı bir okuldur, ama kafasının kullanmasını bilmeyenlerin gidebileceği başka bir okul da yoktur.” demiş Pascal. Sorun çözmenin iki temel aracından biri çok ve gerçek bilgi, diğeri, onu kullanılabilecek işlek bir beyindir. 

Neden, Neden !

Sorunlar, kök ve üretilmiş sorunlar olarak ayrımlanabilir. Örneğin hatalı, geç kalitesiz, pahalı...üretim bir yansımış sorundur. Bunları üreten kök sorun, çalışanların yetersizliği olabilir. Bir sorunun çözümü, ancak onun nedeninin ortadan kaldırılmasıyla olabilir. Ancak kök sorunlar çözülebilir, diğerleri sadece şekil değiştirir. Örneğin, hatalı üretim için yeni adam veya makine alırsanız, pahalı üretim sorununu üretirsiniz. Çözülmeyen sorunlar, başkalarıyla birleşerek, başka durumları etkileyerek, yeni sorunlar üretir: Bozuk gelir dağılımı -gücün (paranın) belli ellerde toplanması - yetersizlerin elindeki gücün kötü veya yanlış kullanılması - iflas, kumar, intihar veya -  yanlış yatırım - az kazanç veya -  baskı aracı olma: yasa dışı işler -  işsizlik – yoksulluk - iyi beslenememe - hastalık, üretim azlığı... Sorun böyle çözülmez de belirtileri ortadan kaldırılmayaçalışılırsa, sorun bir süre sonra şekil değiştirerek, büyüyerek ortaya çıkar: Sigortası atan  televizyona daha dirençli bir sigorta takarsanız...

Bir durumun değiştirilmesi için, var olan dışında başka seçenek yoksa, sorun da yoktur (sorun varsa, seçenek tek değildir). Yönetici sorunun farkında değilse, çözme çabası göstermez. Bir sistem ne kadar çok sistemden girdi alıyorsa, onlardan gelecek sorunlara da o kadar açıktır.

Klasik Sorun Çözme  

Sorunun yansımış yanlarıyla, belirtileriyle uğraşmak:

Döviz yükseliyor                     : Ucuz döviz satalım

Mahkemelerde davalar yığıldı: Yeni mahkemeler açalım

Polisler olaylara yetişemiyor  : Daha çok polis alalım

Başımız ağrıyor                      : Ağrı kesici alalım

Paramız yetmiyor                   : Daha çok çalışalım - Ek iş yapalım...

Çağdaş Sorun Çözme

Sorunların nedenlerine yönelme, bir sonucu oluşturan kaynakları bulma. Her tür sonuç insan eylemlerinin sonucudur, istenen sonuçlara ulaşmanın yolu, insanın niteliğini geliştirmektir. Bir sonucu elde etmek istiyorsanız, onun nedenlerini oluşturun. Bir sonucu oluşturan girdiler olmazsa o sonuca ulaşamazsınız. Sorunların belirtileri, onların varlığını haber verir, bu nedenle de yararlıdır(Ağrılar olmasaydı sağlığımız daha çok tehlikeye girerdi.) belirtiyi kaldırırsanız sorun gizlenir. Çözümün başarılı olup olmadığı da belirtilerden izlenir. Çözüm, sorunun belirtileriyle değil, nedenleriyle uğraşmaktadır.

Yansımış sorunlar, birbirlerine ve kök soruna bağlıdır, birini çözmeye çalışırsanız diğerleri bundan olumsuz etkilenir: Askerlerin maaşını artırırsanız..., dolmuşun arka sırasında sıkışan Ali’nin yerini genişletirseniz, aynı sırada oturan diğer üç kişi sıkışır. Yansımış bir sorunun çözümü, diğerlerini ağırlaştırır. Ancak kök sorunlar çözülebilir, diğerleri şekil değiştirir. Beş parmak şeklinde bir balonun bir parmağını sıkıştırarak yok edebilirsiniz ama, diğer parmaklar artık eski hallerinde olmazlar.

Yaratıcı Sorun Çözme

Çoğu kez sorunların nedenleri ile görüntüleri arasında görünürde bir benzerlik, ilişki yoktur. Bu ilişkinin görülmesi, yaratıcı düşünmeyi gerektirir. Yaratıcı sorun çözücünün sözlüğünde, olamaz, imkansız, tek yol bu sözleri yoktur. Yaratıcı sorun çözmede uzun erimli ve geniş açılı bakış gereklidir. İki kovboy, düello yeri olarak, trenle gidilecek yakın bir kasabayı seçerler. Gidiş-dönüş bileti alan kovboy, yalnızca gidiş bileti alana seslenir: Yalnızca gidiş bileti aldığına göre, kazanacağından senin bile umudun yok. Öbürü yanıt verir: Dönüş biletine gereksinimim yok, ben rakiplerimin dönüş biletini kullanırım.

Yaratıcı sorun çözmede çoğul akla ihtiyaç vardır: Bireysel aklın en büyük sakıncası, yanlış düşüncelere karşı korumasız oluşudur. Bireyin aklına gelen “acaba doğru mu” kuşkusu, dalkavukların dolduruşu sonucu ortadan kalkabilir. Çoğul aklın sakıncası ise yavaş işlemesidir. Bilgisayar, görüş kutusu, beyin fırtınası gibi yöntemler bu sakıncayı azaltır.  

Yaratıcı sorun çözme, nesnelliği; inanç ve değerlerinden, alışkanlıklarından bağımsızlaşmayı gerektirir. Olaylara kendi inanç ve değer kalıplarının gözlüğü ile bakanlar, bunları mutlaklaştıranlar, bunları koyan üst otoriteden bağımsızlaşamaz, bilimsel düşünemez, yenilikçi, yaratıcı olamazlar. Bu durumda herkesin kararı, kendi inanç ve değerlerine göre farklı olur.

Yanal Düşünce

Sorun çözmede aynı çözüm yöntemini zorlamama, yeni yöntemler arama. Bazen, sorunların nedeni ortadan kaldırılamayacak durumdadır, veya insanın doğasında olduğu için ortadan kaldırılamaz. Bu durumda, nedeni ortadan kaldırmak için kullandığımız yöntem sonuç vermez, eski yöntemde ısrar etmek yerine yeni yöntemler denemeliyiz.

Yaratıcı Düşüncenin Engelleri

Kendine güvensizlik:Eleştiriden, yanlış yapmaktan, başarısızlıktan korkma,çekinme,eylem yokluğu, yaratıcılık yokluğu.

Değişime Direnç: Bilgi kıtlığı, tembellik, geçmişe bağlılık, bir örneklik, başkalarına bağımlılık, alışkanlık.

Ortam: Fırsat yokluğu, yönetsel engeller, bir örneklik baskısı, bilgiyi paylaşmamak, iş baskısı-yoğunluğu...

Tutum: Mantık, mükemmeli isteme, çok bekleme..