ADAM AVLAMA YEMLERİ

KÖPEK BALIKLARI İNSAN OLSALARDI

(derleyen, toplayan, aktaran)

Rifat Oymak

Bay K., şu soruları sordu:

“Komşum her sabah bir gramofonda müzik çalıyor. Neden müzik çalıyor? Duyduğuma göre beden hareketleri yaptığı için. Neden beden hareketleri yapıyor? Duyduğuma göre, güçlü olmayı gereksindiği için. Neden gücü gereksiniyor? Kentteki düşmanlarını yenmek için gereksindiğini söylüyor. Neden düşmanlarını yenmek zorunda? Duyduğuma göre, yemek yiyebilmek istediği için.” Bay K., komşunun beden hareketleri yapmak için müzik çaldığını, güçlü olmak için beden hareketleri yaptığını, düşmanlarını yenmek için güçlü olmak istediğini, yemek yiyebilmek için düşmanlarını öldürdüğünü öğrenince, sorusunu sordu: “Neden yemek yiyor?”

***

Barış, Ergenekon, İsrail, Suriye, Abd, Ab, Nato, Öso, Pkk, Öcalan, Akil İnsanlar, Hukuk, Bop,  Tsk, TC, Din, Bilim, bilgi  vs.. için…

Köpek balıkları insan olsalardı…

Ev sahibesinin küçük kızı, Bay K.’ya “eğer köpekbalıkları insan olsalardı, küçük balıklara daha mı iyi davranırlardı?” diye sordu. “ Hiç kuşkusuz, dedi Bay K. “Eğer köpekbalıkları insan olsalardı, denizlerde küçük balıklar için dev sandıklar yapar, bunların içine de hem bitkisel, hem de hayvansal her türlü yiyecek koyarlardı. Sandıkların suyunun hep taze kalmasına dikkat ederler, her türlü sağlık önlemini de alırlardı. Örneğin, küçük bir balık yüzgeçlerinden birini yaralayacak olsa, zamanı gelmeden ölmesin diye yarası hemen sarılırdı. Küçük balıkların kederlenmemeleri için, zaman zaman büyük su şenlikleri düzenlenirdi; çünkü neşeli balıkların tadı, kederli balıklarınkinden daha lezzetlidir. Büyük balıklar, köpekbalıklarının ağızlarında nasıl yüzüleceğini öğrenirlerdi. Herhangi bir yerde tembel tembel yatan büyük köpekbalıklarını bulabilsinler diye, coğrafya çalışırlardı. Elbet en önemli nokta, küçük balıkların ahlâkî eğitimleri olurdu. Onlara küçük bir balığın kendini ifade etmesinin dünyanın en yüce ve en güzel işi olduğu, ayrıca, güzel bir gelecek hazırlayacaklarını söylediklerinde, köpekbalıklarına inanmaları gerektiği öğretilirdi. Küçük balıklar, bu geleceğin ancak aşoz dinlemeyi öğrendikleri takdirde gerçekleşebileceği yolunda eğitilirlerdi. Kendilerini bütün aşağılık, materyalist, bencil ve Marksist eğilimlerden korumaları gerektiği, içlerinden biri böyle eğilimler sergilediğinde de onu hemen köpekbalıklarına bildirmeleri öğretilirdi. Eğer köpekbalıkları insan olsalardı, yabancı balık sandıklarını ve yabancılara ait küçük balıkları ele geçirmek için elbet kendi aralarında da savaşırlardı. Savaşları kendi küçük balıklarıyla yürütürlerdi.

Küçük balıklara onlarla başka köpekbalıklarının küçük balıkları arasında dev bir ayrımın bulunduğunu öğretirlerdi. Küçük balıklar, derlerdi, bilindiği gibi dilsizdirler, ama çok değişik dillerde yüzerler ve bundan ötürü birbirlerini anlayabilmeleri olanaksızdır. Savaşta başka dilde yüzen, birkaç düşman küçük balığı öldüren her küçük balığa yosundan bir nişan takar ve ona kahraman unvanını verirlerdi. Eğer köpekbalıkları insan olsalardı, tabi bir sanatları da olurdu. Köpekbalıklarının dişlerini görkemli renklerle, ağızlarını da içinde çok büyük zevkle dolaşabilen, güzel bahçeler olarak betimleyen güzel resimler yapılırdı. Denizin dibindeki tiyatrolarda kahraman küçük balıkların köpekbalıklarının ağızlarının içinde nasıl coşkuyla yüzdükleri sergilenirdi ve müzik öylesine güzel olurdu ki, küçük balıklar, en önde orkestrayla birlikte, bu ezgiler eşliğinde, bir düş görürcesine ve en güzel düşüncelere dalmış olarak, sürülerle köpek balıklarının ağızlarına akarlardı. Eğer köpek balıkları insan olsalardı, bir din de ortaya çıkardı. Bu din, küçük balıkların ancak köpekbalıklarının midelerinde gerçek anlamda yaşamaya başlayacaklarını öğretirdi. Ayrıca eğer köpekbalıkları insan olsalardı, bütün küçük balıkların şimdiki gibi eşit olmaları durumu da son bulurdu. İçlerinden bazılarına mevkiler verilir ve ötekilerin başına geçirilirdi. Dahası, biraz daha büyük olanların daha küçük olanları yemelerine izinde verilirdi.

Sık sık daha büyük lokmalar yutabilecekleri için, böylesi köpekbalıklarının ancak hoşuna giderdi.

Ve küçük balıklar arasında belli bir düzenin yerleşmesini sağlayabilirler, öğretmen, subay, sandık mühendisi vb. olurlardı.

Kısacası, denizlerde bir kültürün varlığından ancak köpekbalıkları insan olsalardı söz edilebilirdi. “

Beklemek…

Bay K., bir şey bekliyordu; bir gün, sonra bir hafta, sonra bir ay daha bekledi. Sonunda şöyle dedi: “Bir ay rahatlıkla beklerdim, ama bugün ve bu hafta artık bekleyemezdim.”

Son söz, aklın alçaklıktan yararlandığı ve alçaklığa yararlar sağladığı bir yerdeyseniz; düşünmek, güçlükleri izler ve eylemden önce gelir ve insan iki yol izleyebilir: Karşılaştığı tehlikeler yüzünden kaçmak amacıyla havalanan kuş gibi yapabilir, ya da yakalayacağı tavşanı iyi görebilmek için yükseklere çıkan atmacayı örnek alabilir…

Kaynakça

Bertolt Brecht, Bay Keuner’in Öyküleri, Mitos Yayınları

Bertolt Brecht, me-ti Tarihte Diyalektik, Günebakan Yayınları