Böyle sevemez miyim yani! Aksi olur, hırçın olur, suskun olur; bende olmayan her şey olurum sende…

Şuh ile kahkaha atıp inciler dökerken yollarına pazarcı kesmi, sen görününce öteden ben bakmaya kıyamam “belyad”olurum.

Ama sen bilmezsin, geceleri buz tutar benim hayallerim, önce parmak uçlarım üşür sonra titrerim kendi içimde. Bir yudum şekersiz çayla ısıtırım yüreğimi, ahh çabalarım ne kadar “afif”, yakarken benliğimi ateşinle, bir yudum daha alırım, sırf sen üşüme diye.

Çağırır duvara yaslı saz.

            -Haydi! Dokun da dök içini!

            -Yapamam, üşüyor ellerim.

            -Haydi! Dokun yüreğine!

            -Yapamam, yanar ellerim!

Böyle sevemez miyim yani! Örterim gözlerime geceyi ve saklarım adını kelimelerimin en karanlık köşesine.

Serde yiğitlik var ağlayamam, gülersem de küser bütün bulutlar, sana anlatamam, varlığınla sonsuz dağlar gibi karşısında durduğum hasretini.

Susar ince belli saz.

            -Küstün mü bana?

            -Anlatsana…

            -Dinler misin?

            -İstersen söylerim.

Böyle sevemez miyim yani! Ağır, durgun ne olduğunu anlayamadığın belki de! “Fakir-i mu’temil”. Eminsen, güveniyorsan sonda gelen olurum..

Ama sen bilmezsin, söylenmedik sözlerim var, susuyorum. Bıkkınım, yaşanmadık günlerimi bekliyorum, sanma ki umutsuzum.

Böyle sevemez miyim yani! Seni yakmasın diye gözyaşlarımla bastırdığım yangını, eline dikeni batar diye koparıp attığım gülü, ıslanıp da üşüme diye çöllere sürsün istediğim yağmurları, gözün kamaşmasın diye geceye mahkûm et dediğim güneşi ve tabudunu çivileyip yüreğimde toprağa verdiğim sevdamı anlar mısın?

Ağlar yedi telli saz.

            -Aşk-ı deruna düştün.

- Ben değil aşk oldurdu kendini gamzede.

Böyle sevemez misin yani! Sevgi ateşinde yanıp yağmurlarda ıslanmaya, saçında kara güllerle zifiri aydınlıklarda dolaşmaya ve sevgini doğurduğun mezara canlı canlı gömülmeye var mı cesaretin!

Ama sen görmezsin, bir deli çocuk muyum acaba! Söylenirim Yek başıma kalınca.

“Aşkı anlatan bir şey varsa dünyada sendedir.

Dünya serilir ayaklarıma çiğner geçerim..

Sırrı hikmeti derler, haykırırım GÖZLERİN..”

       

Siyah bir gül iklimidir gördüğüm, gözlerinde severim hem siyahı hem gülü. Gittiğim her yere senli iklimler götürürüm. Sesimde, kelimelerimde ve suya değen gözbebeklerimde görürüm seni. Nergis olurum..

            Kırılır perdeler dökülür saz.

            -Ta  olur!