BİRİCİK MUAMMER DEMİRTAŞ İÇİN…

Tolga Yarman, Prof. Dr.    

2 Eylül 2008

O, nesli tükeneyazmış bir şövalyeydi. Başı dik, alnı açık, zihni berrak, sözü tertemiz…

Zırhsız bir şövalye… Silahı vicdanı; vicdanıyla yoğrulmuş, terbiyesi yüksek hukuk bilgisi ve soylu hak anlayışı; bıçkın siyasal birikimi ve çelik yüreği; pırıl pırıl belâgati, ödünsüz duruşu…

Hiç bir şey beklemeden mücadele eden… Bir büyük partinin Üsküdar İlçe Başkanı, ama kendi deyişiyle, bir “Kurultay Delegesi, dahi olamayarak”!

Şövalye, yalnız dışarıdaki sütü bozuklara değil, içerideki yalakalara da savaş açmıştı. Bir ara, yalakalara yakayı kaptırır gibi oldu. Ne ki duruşu, kıl kadar değişmedi. Şövalye, giderek, yalakaları bir güzel benzetti…

Aklı, vicdanı, emeği, yükseklerde tutmak için, biteviye didindi durdu. İkbalinden çaldı; geldi partisine, yurduna, ulusuna yatırdı. Ailesi’ne vereceği zamandan kıstı; götürdü, emeğe, insanlığa yatırdı. Soylu, gösterişli hukuk adamı, cebindeki üçse üç, beşse beş, hepsi bir elin parmaklarını hiç geçmeyen akçesini,  emperyalizmle savaşa katık etti. Sağlığından çaldı; davası için, canını verdi…

Amansız hastalığa yakalandığını anlayınca, “Ölecek miyim, ne?”, dedi, ama gözünü kırpmadı, mücadeleye devam etti.

Muammer Demirtaş için, ağıt yakmak değil; ikbal uğruna, onurunu, giderek her yüce değeri ayaklar altına alan, yalnız dışarıdaki sütü bozuklara değil; şuracığımızdaki içtenlik fukarası, tabaspus erbabına, onun kişiliğini anlatmak gerek… Onları Muammer Demirtaş’ın anısının önünde, alabildiğine utandırmak ve silmek için… O bunu isterdi…

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Yönetici Giriş Paneli

Scroll to top