Hırçın delikanlı Doğan, tüm planlarını nazlı ama bir o kadarda kuralcı Doğa’yı tamamen teslim almak istiyor. Dünyamız 4,5-5 milyar yıl önce ilk oluştuğundan bu yana ilk zamanlar hızlı bir değişim geçirmiş ancak daha sonra bu değişim ve dönüşüm yavaşlamıştır. Yavaşlamaktan kasıt normal seyrine girmiştir. Canlılığın yapı taşı olan hücre göz önüne alındığında içerisinde dünyamızın da bulunduğu evreni canlı bir sistem olarak değerlendirebiliriz. Canlılığın en önemli özelliklerinden biri hareket etmektir. Evren ve evrenin içinde dünyamız sürekli hareket ve değişim içerisindedir. Değişim normal seyri içerisinde olduğunda canlılar için ciddi bir sorun oluşturmamaktadır. Ancak değişimler ve dönüşümler çok ani ya da hızlı olduğunda canlılar bu hızlı değişime ayak uyduramamaktadır. Hızlı değişim ve dönüşüm Darwin’in Doğal Seleksiyon Kuramını çok acımasız hale getirmekte başka bir ifade ile normal seyrinden belki 100 kat daha fazla etki ederek canlıların çok çabuk yok olmalarına sebep olmaktadır.

Canlı sistem olarak kabul ettiğimiz evren içerisinde dünyamızdaki bu değişim normal seyrinde olduğunda ciddi bir sorun yoktur. Pekâlâ, hemen şu soru sormak gerekir burada, dünyamızdaki bu dönüşüm ve değişimin normalden daha hızlı olmasına neden olan faktör ya da faktörler nedir? İnsanoğlunda bencillik bilinci oluştuktan sonra dünyamızın normal gidişi yavaş yavaş değişmeye başlamıştır. Çok fazla kazanma hırsı ile ekolojik tolerans sınırları giderek daralmış ve canlı sistem olan dünyamız günümüzde alarm verecek duruma gelmiştir.

Doğan’ın pervasızca, vurdumduymazca Doğa’yı bu kadar hor kullanmasına bağlı olarak Doğa insanlığı zaman zaman uyarıyor ve tedbir almamızı söylüyor adeta. Günümüzde çok sık olarak karşılaştığımız, Kuzeyde buzulların hızlı bir şekilde erimesi, dünyanın dört bir yanında meydana gelen doğa olayları bu ikaz ve uyarılara ciddi örneklerdir. Doğan kendisine sunulan doğayı ve Doğa’nın nimetlerini bitmeyeceğini sanarak Doğa’nın kaynaklarını pervasızca tüketiyor, atmosferi ve yeryüzünü kirletiyor. Doğal yaşam alanlarını her gün biraz daha tüketiyor. Uzun zamandır tarım alanlarını beton yığını haline getirirken, doğal yapısı ile dikkat çeken doğal yaşam alanlarını ya tarıma ya da yerleşime açıyor.

Doğan tabiî ki Doğa’yı istiyor zaten onunla iç içe yaşıyor. Gelir kaynağının tüm ham maddesinin Doğa’dan aldığını bile bile Doğa’nın sürdürülebilirliğini tehlikeye atmaya devam ediyor. Gelecek için çok endişe verici olan bu durum maalesef eşik seviyeyi zorluyor. Doğa ana bu olumsuzlukların devam etmesi durumunda ikaz ve uyarılarını yapıyor ancak bu ikaz ve uyarılara dikkat etmeyen insanoğluna gün gelecek ağır darbeler indirecektir.

Doğan ne yapmalı bu durum karşısında pekâlâ; Doğa’yı sürdürülebilirlik çerçevesinde onu doğal yapısı içerisinde tutmaya çalışmalıdır. Başka bir deyişle Doğan, Doğa’nın tüm imkânlarından Ekolojik hoşgörü sınırları içerisinde yararlanmalı, Doğa ananın kendini yenilemesine imkân vermelidir.

Doğan, Doğa’ya aşık mı?

Doğan’ın Doğa’ya yaptıkları ve yapacakları nelerdir?

Doğan, Doğa’yı teslim alabilecek mi?

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile